Başka Bir Dünya Mümkün

looking-backwardBazen dün­ya­nın için­de bulun­du­ğu siya­sal duru­ma bakıp “Baş­ka bir zaman­da yaşa­say­dık dün­ya daha fark­lı olur­muy­du aca­ba… ” dedi­ği­niz olu­yor­mu? Dün­ya­mı­zın her­kes için güven­li, ada­let­li, huzur­lu bir yer oldu­ğu söy­le­ne­mez. Aca­ba 500 yıl son­ra­sı­nın tarih­çi­le­ri bugün­ler için ne yaza­cak­lar diye düşü­nü­yor­mu­su­nuz bazen? İşte yakın zaman­da oku­du­ğum bir kitap bu konu­lar­da güzel bir zihin cim­nas­ti­ği oldu. Kita­bın adı Looking Bac­k­ward 2000–1887, yaza­rı Edward Bel­lamy. Yeni bir kitap değil, hat­ta olduk­ça eski, 1887′de yazıl­mış bir ütop­ya. ‘Geç­mi­şe Bakış, 2000’den 1887’ye’ adıy­la da Türk­çe ola­rak Say Yayın­la­rı tara­fın­dan yayın­lan­mış.

19. yüz­yıl­da Amerika’da acı­ma­sız bir kapi­ta­lizm hüküm sürü­yor­muş. Güzel deyim­le­ri­miz­le söy­ler­sek “gemi­si­ni kur­ta­ran kap­tan” ya da “alt­ta kala­nın canı çık­sın” şek­lin­de bir düzen. Grev­ler, işsiz­lik top­lum­da huzur bırak­ma­mış. Yazar, zama­nın acı­ma­sız kapi­ta­list düze­ni­ne ağır bir eleş­ti­ri geti­ri­yor, insa­nın çok daha ada­let­li, insan­cıl bir düzen kura­bi­le­ce­ği­ni anlat­mak isti­yor. Bel­lamy, dün­ya­nın 2000 yılın­da nasıl bir şek­le dönüş­müş ola­bi­le­ce­ği­ni düş­le­miş, tam 113 yıl önce­sin­den.. Kitap bilim kur­gu değil, öyle robot­lar falan yok, top­lum­bi­lim kur­gu­su diye­bi­li­riz. Ama kuru kuru­ya anla­tı­lan bir hika­ye de değil, sona doğ­ru artan geri­li­miy­le bel­li bir kur­gu­su, hat­ta küçük bir aşk hika­ye­si de var için­de. Bel­lamy, Almanya’da kal­mış, ora­da tanış­tı­ğı Marx ve Hegel’ci fel­se­fe­den etki­len­di­ği söy­le­ni­yor. Bu kitap yayın­lan­dık­tan son­ra Amerika’da sos­ya­liz­me olan ilgi kat­lan­mış.

Edward Bellamy

Edward Bel­lamy

Kah­ra­ma­nı­mız Juli­an West 19. yüz­yıl son­la­rın­da Boston’da yaşa­yan bir vatan­daş. 1887 yılın­da dal­dı­ğı derin uyku­dan 2000 yılın­da uya­nı­yor. Bir bakı­yor ki, ken­di zama­nın­da­ki Boston’la 2000 yılın­da­ki Bos­ton ara­sın­da dağ­lar kadar fark var. Ken­di zama­nın­da­ki vah­şi kapi­ta­liz­min yeri­ni insan odak­lı bam­baş­ka bir düzen almış. Her­yer temiz, insan­lar mut­lu, ülke­de ve dün­ya­da barış hakim.. West’İ 20inci yüz­yıl­da kar­şı­la­yan Dr. Leete geçen süre için­de nele­rin değiş­ti­ği hak­kın­da bil­gi­ler veri­yor. İki­si­nin konuş­ma­sın­dan iki fark­lı zama­nın kar­şı­laş­tır­ma­sı­nı oku­yo­ruz.

Dr. Leete’den bazı inci­ler; “Siz yan­lış sis­te­mi ayak­ta tut­mak için çok uğra­şı­yor­du­nuz, doğ­ru­su­nu kurun­ca yürüt­mek kolay olu­yor” “Sizin top­lum düze­ni­niz siv­ri nok­ta­sı üze­rin­de dur­ma­ya çalı­şan bir pira­mit­ti, polis, mah­ke­me, hapis­ha­ne­den olu­şan dev maki­ne­ye ihti­ya­cı­nız var­dı. Bizim­ki ise taba­nı üze­rin­de duru­yor, yönet­mek çok daha kolay.” Bunun gibi ‘ne kadar dog­ru’ dedir­ten bas­ka bir sürü inci­ler var.

Sermaye/emek çeliş­ki­si asıl­mış. özel mül­ki­yet yok. Doğa­yı, insa­nı sömü­ren üretim/aşırı tüke­tim soru­nu diye bir­şey kal­ma­mış. İnsan odak­lı bir top­lum düze­ni kurul­muş. Sade­ce insan oldu­ğu için her­ke­sin beşik­ten meza­ra kadar bes­len­me, barın­ma, eği­tim hak­kı garan­ti­de,. Hiç­bir özgür­lük kısıt­la­ma­sı yok, des­pot bir düzen değil. Her­ke­sin iste­di­ği gibi yaşa­ma, hayal­le­ri­ni ger­çek­leş­tir­me özgür­lü­ğü var. Temel hak­la­rın değiş­me­si, kısıt­lan­ma­sı hiç­bir şekil­de söz konu­su değil. Her­kes eşit, kim­se­nin kim­se üze­rin­de bas­kı kur­ma gibi bir ama­cı olma­dı­ğı gibi müm­kün de değil.

Sis­te­min özün­de her bire­yin eme­ği­nin bir­leş­ti­ri­lip doğ­ru yere akta­rıl­ma­sı, pay­la­şı­mın akıl­cı yöne­ti­mi yatı­yor: Ordu­nun yeri­ni endüst­ri­yel ordu almış. Her vatan­da­şın tek mec­bu­ri­ye­ti 24 yasın­dan 45 yası­na kadar çalış­mak, yara­tı­lan eko­no­mik değe­re kat­kı yap­mak­la yüküm­lü olma­sı, o kadar. Bas­kı­cı ya da uyu­şuk bir sos­ya­list sis­tem değil bu. Çalış­ma haya­tı da öyle sevim­siz, beyin uyuş­tu­ran, bel büken işler­den oluş­mu­yor. Her­kes bu süre­de ken­di yete­ne­ği ve kapa­si­te­si­ne göre “yapa­bi­le­ce­ği­nin en iyi­si­ni yap­mak­la” yüküm­lü. Her­ke­sin geli­ri aşa­ğı yuka­rı eşit, moti­vas­yon, iler­le­me gene var. Özel mül­ki­yet olma­yın­ca, çal­ma çırp­ma, yalan, çıkar elde etme­ye çalış­ma tama­men orta­dan kalk­mış. Polis, mah­ke­me, hapis­ha­ne meka­niz­ma­sı çok aza indir­gen­miş ve insa­ni bir şekil almış. Giz­li ya da açık top­lum­sal sınıf­lar orta­dan kalk­mış, dok­to­run da gar­so­nun mes­le­ği eşit say­gın­lık­ta.

2000 yılı gel­di de geç­ti bile. Maale­sef hala Bellamy’nin düş­le­di­ği gibi bir düze­nin yanı­na bile yak­la­şa­ma­dık. Bir 113 yıl daha geç­se daha insan­cıl bir düze­ne yak­la­şa­bi­lir­mi siz­ce insa­noğ­lu?

 

 


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *