Ünlü piyano virtüözü Hande Dalkılıç Kanada’da çaldı

Hande Dalkılıç Toronto konserinde

Han­de Dal­kı­lıç Toronto’da

Ünlü piya­no vir­tü­özü­müz Han­de Dal­kı­lıç, Kana­da kon­ser­le­ri dizi­sin­de ikin­ci kon­se­ri­ni 15 Ekim’de 525 Blo­or Stre­et East adre­sin­de­ki Ang­li­kan Kilisesi’nde ver­di. Kon­ser, “Doğu ve Batı Sanat ve Kül­tür­le Bulu­şu­yor” adlı dizi­nin Ottava’dan son­ra­ki ikin­ci kon­se­riy­di. Üç kon­ser ola­rak plan­la­nan bu dizi­nin Mont­re­al kon­se­ri grev nede­niy­le iptal edil­miş­ti. Dal­kı­lıç, kon­se­rin ilk bölü­mün­de tanın­mış Avru­pa­lı bes­te­ci­le­rin yanı sıra Adnan Saygun’un eser­le­ri­ne de yer ver­di. İkin­ci yarı­da ise tür­kü­le­ri­miz­le kla­sik batı müzi­ği­ni bir­leş­ti­ren Çetin Işıközlü’nün çağ­daş çok ses­li müzik ola­rak bes­te­le­di­ği ezgi­le­ri­mi­zi ses­len­dir­di. Işı­köz­lü, yedi Doğu Ana­do­lu tür­kü­sü­nü piya­no için çok ses­li ola­rak bes­te­le­miş. Söz konu­su eser­ler bes­te­ci Işı­köz­lü tara­fın­dan ‘Yuka­rı Fırat Ezgi­le­ri’ ola­rak adlan­dı­rı­lı­yor. Bu tür­kü­ler­le oluş­tu­ru­lan Han­de Dalkılıç’ın son albü­mü­nün ilk dün­ya sunu­mu da Kanada’da ger­çek­leş­miş oldu. Ara­la­rın­da hepi­mi­zin kula­ğın­da olan ve çok iyi bili­nen Sarı Gelin, Hay­dar Hay­dar tür­kü­le­ri­nin de yer aldı­ğı eser­le­rin piya­noy­la ezgi­len­me­si din­le­yen­le­ri büyü­le­di.

 

Nearly Nonsense.. Nasrettin Hoca’nın Türkiye dışındaki ünü

Eng­lish text fol­lo­ws..

Nas­red­din Hoca’ya sor­muş­lar ‘Hocam dün­ya­nın mer­ke­zi nere­si­dir?’..

Bak’ demiş Hoca ‘Eşe­ği­min sağ arka aya­ğı­nı görü­yor­mu­sun, işte onun bas­tı­ğı yer­dir’..

Yani bu kadar basit. Ya da bu kadar basit ola­ma­ya­cak kadar karı­şık. Kara­rı siz verin. Ya da dün­ya­nın mer­ke­zi her­ke­se göre fark­lı­dır hat­ta ken­di­si­dir diye­bi­li­riz.

Hoca­nın en sev­di­ğim anek­tod­la­rın­dan biri­si­dir bu..

Rina Singh ve Farida Zaman

Rina Singh ve Fari­da Zaman

Biz de hoca­yı sade­ce bizim tanı­dı­ğı­mı­zı sanı­yor­duk. Geçen­ler­de Hin­dis­tan ve Iran köken­li iki sanat­çı­nın çıkar­mış oldu­ğu bir çocuk kita­bın­da bizim hoca­yı görün­ce önce şaşır­dım. Rina Singh’in yaz­dı­ğı ve gra­fi­ker Fari­da Zaman’ın resim­le­di­ği Nearly Non­sen­se adlı çocuk kita­bı bizim Nas­ret­tin Hoca’nın Tür­ki­ye dışın­da da vak­tiy­le Anadolu’da yaşa­mış bil­ge kişi ola­rak tanın­dı­ğı­nı gös­te­ri­yor.

Rina Singh çocuk­lu­ğun­da duy­du­ğu hoca­nın öykü­le­ri­ni kitap­laş­tır­mış ve Fari­da Zaman da güzel gra­fik­ler­le süs­le­miş. Kitap çocuk­lar için yazıl­mış olmak­la bir­lik­te tama­mı büyük­le­rin de ders çıka­ra­ca­ğı öykü­ler, bütün Nas­red­din Hoca fık­ra­la­rın­da oldu­ğu gibi.

Aşa­ğı­da­ki vide­oda Rina ve Fari­da Rogers TV’nin Day­ti­me soh­bet prog­ra­mın­da kitap­tan, ken­di­le­rin­den ve diğer işle­rin­den bah­se­di­yor­lar..

******************************************************************

Nearly Nonsense.. International fame of Nasreddin Hodja

They ask Nas­red­din Hod­ja ‘Hod­ja, whe­re is the cen­ter of the world?’ ..

Look,’ said Hod­ja ‘You see my donkey’s right hind leg? It is on the cen­ter of the world’ ..

So as simp­le as that. Or is it so comp­li­ca­ted it can’t be so simp­le. You deci­de. Or cen­ter of the world is dif­fe­rent for ever­yo­ne, we can even say ever­yo­ne is the cen­ter of the­ir world..

This is one of my favo­ri­te anec­do­tes of Hod­ja.

Nearly Nonsense

Nearly Non­sen­se

And I tho­ught only us Turkish peop­le know Nas­red­din Hod­ja. Recently I was surp­ri­sed to see a children’s book full of Hod­ja anec­to­des by two artists of India and Iran ori­gin. Nearly Non­sen­se, a children’s book writ­ten by Rina Singh and illust­ra­ted by Fari­da Zaman pro­ves that Nas­red­din Hod­ja is well kno­wn out­si­de of Turkey as a witty man who once lived in Ana­to­lia.

Rina col­lec­ted all sto­ri­es she grew up with and Fari­da ador­ned them with bea­uti­ful grap­hics. Alt­ho­ugh it is a children’s book all anec­to­des are for adults to draw les­sons from, as in all Nas­red­din Hod­ja anec­to­des.

In this video Rina and Fari­da talk abo­ut this book Nearly Non­sen­se, abo­ut them­sel­ves and the­ir other work.

 

Anadolu Halk Oyuncuları ve Ezgi Müzik Grubu’nun yemeği soğuk geceyi ısıttı

 

Ezgi Muzik Grubu

Ezgi Müzik Gru­bu kon­se­ri

Ana­do­lu Hal­ko­yun­cu­la­rı ve Ezgi Müzik Top­lu­lu­ğu 5 Şubat, Cumar­te­si akşa­mı Evan’s Ban­qu­et Hall’da düzen­le­nen yemek­li gös­te­ri­de Toron­to ve civa­rın­da yaşa­yan Türk top­lu­mu­na eğlen­ce­li bir gece yaşat­tı­lar. Gös­te­ri­ye Türkiye’nin Toron­to Baş­kon­so­lo­su Levent Bil­gen de aile­siy­le bir­lik­te katıl­dı. Salon­da Türk top­lu­mu­nun tanın­mış eski aile­le­ri oldu­ğu kadar yeni göç­men olmuş aile­ler, genç­ler ve Kana­da­lı­la­rın da oldu­ğu göz­len­di. Gös­te­ri­nin baş­la­ya­ca­ğı saat­ler­de ani­den bas­tı­ran yoğun kar yağı­şı­na rağ­men bütün bilet­le­ri önce­den tüken­miş olan 180 kişi­lik salo­nun tama­mı dol­du.

Con­ti­nue reading

Yahudileri Nazi zulmünden kaçıran Büyükelçi Behiç Erkin’e onurlama

Levent Bilgen, Arnold Reisman

Baş­kon­so­los Levent Bil­gen, Prof. Arnold Reis­man ile bir­lik­te Soy­kı­rım Eği­tim Haf­ta­sı afi­şi­nin önün­de

Soy­kı­rım Eği­tim Haf­ta­sı etkin­lik­le­rin­den, 7 Kasım Pazar günü yapı­lan Prof. Arnold Reisman’ın ‘Hem Dip­lo­mat Hem İnsan’ isim­li kita­bıy­la ilgi­li sunu­mu dik­kat çeki­ciy­di. Kitap, Alman işga­lin­de­ki Vichy’de görev­liy­ken, bin­ler­ce Musevi’yi Türk pasa­por­tu vere­rek Nazi zul­mün­den kaçır­ma­sıy­la tanı­nan Büyü­kel­çi Behiç Erkin’i anla­tı­yor. 2004 yılın­da bu konu­yu merak edip araş­tır­ma­ya baş­la­dı­ğı­nı söy­le­yen Prof. Reis­man, kita­bı­nın sunum yazı­sın­dan baş­la­mak üze­re, konuş­ma­sın­da da ısrar­la Yahu­di­le­rin Nazi zul­mün­den kaçı­rıl­ma­sı­nın dip­lo­mat Behiç Erkin’in kişi­sel çaba­sıy­la oldu­ğu­nu, Türk hükü­me­ti­nin böy­le bir res­mi poli­ti­ka­sı olma­dı­ğı­nı savu­nu­yor.

Con­ti­nue reading

Irshad Khan at RUMIFEST recites Rumi’s poems

Irshad Khan Frost School of Music

Irs­had Khan is a sur­ba­har and sitar pla­yer based in Cana­da. He is the second son of Ustad Imrat Khan. As one of the fore­most rep­re­sen­ta­ti­ves of the Imdadk­ha­ni Eta­wa Gha­ra­na, Irs­had Khan is inter­na­ti­onally recog­ni­zed as one a leading sitar pla­yers and as the leading sur­ba­har (bass sitar) expo­nent of his generation.He per­forms pure clas­si­cal, folk, world­be­at, and new age music.

For more infor­ma­ti­on: http://www.irshadkhan.net/

Ali Şîr Nevâî Toronto’da anıldı

Ali Sir Nevai büstü

Ali Sir Nevai büs­tü­nün açı­lı­şı

15. yüz­yıl­da Orta Asya’da yaşa­mış olan büyük Türk şairi, bil­gin ve dev­let ada­mı Ali Şîr Nevâî’nin 569. doğum yıl­dö­nü­mü dola­yı­sıy­la 6 Şubat 2010 Cumar­te­si akşa­mı bir anma töre­ni ve şiir gece­si düzen­len­di. Lit­van­ya Kül­tür Mer­ke­zin­de ger­çek­le­şen bu anma töre­ni ve şiir gece­sin­de Toron­to ve çev­re­sin­den bine yakın Türk’ün katı­lı­mıy­la şairin hey­ke­li­nin açı­lı­şı yapıl­dı, şiir­le­ri ve eser­le­rin­den bölüm­ler okun­du. Türk, Aze­ri ve Özbek hal­ko­yun­la­rı gös­te­ri­le­ri gece­ye renk kat­tı.

Con­ti­nue reading

Ferit Kuyaş’ın Fotoğrafları Toronto’da

Ferit Kuyaş sergisinde

Ferit Kuyaş Toronto’da açtı­ğı ser­gi­de

İsviçre’de yaşa­yan Türk fotoğ­raf sanat­çı­sı Ferit Kuyaş, Toronto’daki ilk kişi­sel ser­gi­si­ni 6 Şubat Cumar­te­si günü Bau-Xi Pho­to Gale­ri­de açtı. Kanada’ya ilk defa gel­di­ği­ni söy­le­yen Ferit Kuyaş’ın ilginç bir yaşam öykü­sü var. Filo­zof ve yazar olan dede­si, torun­la­rı­nın Alman kül­tü­rüy­le yetiş­me­le­ri­ni iste­di­ği için 1950’lerde Ferit Kuyaş, 6 yaşın­day­ken aile­siy­le bir­lik­te İsviçre’ye göç etmiş.

 

Con­ti­nue reading

Yavașlık fiyatlara dahil..

ski hills

kayak zev­ki

Kanada’da mı yașı­yor­su­nuz, genel bir yava­ș­lık hava­sı­na, dura­ğan­lı­ğa alı­ș­mıș olma­nız gere­kir. Bel­ki de çok­tan alı­ș­tı­nız da far­kın­da değil­si­niz. Eğer yeni gel­diy­se­niz, o zaman iși­niz zor, bu dura­ğan­lık bazen sinir­le­ri­ni­zi yıp­ra­ta­rak, bazen de far­ket­tir­me­den yavaș yavaș girer dav­ra­nı­ș­la­rı­nı­za. Mem­le­ket­ten yeni gelen aile­le­re baki­yo­rum, bazı­la­rıy­la ortak yanı­mız çok. Aldı­ğı­mız eği­tim, yașam tar­zı­mız nere­dey­se aynı. Ara­mız­da­ki tek ve en büyük fark, onla­rın daha bu yava­ș­lık konu­sun­dan haber­le­ri olma­yı­șı. Tür­ki­ye gibi, hele İstan­bul gibi bir șehir­den bura­ya gel­diy­se­niz, en zor alı­șa­ca­ğı­nız șey bu olma­lı. Ben șah­sen hala alı­ș­ma­dı­ğı­mı düșü­nü­yo­rum.

Con­ti­nue reading

Mehmet Danıș’ın öğrettikleri

Mehmet Danış zor koşullarla mücadele ederken

Meh­met Danış

Geç­ti­ği­miz Tem­muz ayın­da ult­ra mara­ton koșu­cu­muz Meh­met Danıș’ın semi­ne­ri var­dı. Ken­di­si­ni sade­ce basın­da çıkan haber­le­rin­den tanı­yor­dum ama içim­den bir ses bu semi­ne­ri kaçır­ma­mam gerek­ti­ği­ni söy­lü­yor­du. Bu kadar zor bir­șe­yi bașar­mıș biri­siy­le tanış­ma ve onu din­le­me fır­sa­tı nere­den bakar­sa­nız bakın her zaman ele geçecek bir șey değil­di. İnsan her­gün böy­le ilginç biriy­le kar­șı­la­ș­maz diye­rek, bıra­kın ‘ultra’sını her­han­gi bir mara­ton koșu­cu­su­nun dahi anla­ta­ca­ğı çok ilginç șey­ler var­dır diye düșü­ne­rek git­tim.

Con­ti­nue reading